ICSID

Günümüzde doğrudan ve dolaylı yabancı sermaye yatırımları uluslararası ticarete önemli bir yere sahiptir. Ekonomik kalkınma açısından 20. yüzyılın başından itibaren önemli olarak kabul edilen yabancı yatırımları özendirmek ve teşvik etmek amacıyla özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra birçok ülke bu yatırımları özendirici, teşvik edici ve koruyucu iç hukuk düzenlemeleri yapmış ve uluslararası sözleşmeler imzalamıştır.

Yatırımın geleceği ve istikrarı, yatırımın yapıldığı ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal istikrarı ile de yakından ilgilidir. Yabancı sermayeye ihtiyaç duyan kalkınmakta olan ülkelerdeki istikrarsızlıkların yabancı yatırım için de risk teşkil etmesi bu alanla ilgili düzenleme yapılması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

Özellikle gelişmekte olan ülkeler için önemli bir ekonomik kalkınma vasıtası olan yabancı yatırımlarla ilgili olarak karşı karşıya kalınabilecek gayri ticari risklerin ve anlaşmazlıkların çözümlenmesi yolunda bir dizi adım atılmıştır.

Bunlardan ilki Dünya Bankası himayesinde hazırlanan “Çok Taraflı Yatırım Garanti Kuruluşu Anlaşması”(MIGA) ‘dır. Bu anlaşma ile yabancı yatırımların karşı karşıya kalabileceği gayri ticari risklerin karşılanması amacıyla bir Garanti Fonu oluşturulmuştur. Bir diğer önemli anlaşma ise Dünya Bankası öncülüğünde hazırlanan 1965 tarihli “Devletler ile Diğer Devletlerin Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümlenmesi Hakkında Anlaşma”dır. Bu anlaşma, ICSID Sözleşmesi (Konvansiyonu) veya Washington Anlaşması olarak da anılır. Anlaşma ile Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümüne Dair Uluslararası Merkez (International Center for Settlement of Investment Disputes), ICSID kurulmuştur. Sözleşme 14.10.1966 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anlaşma, Türkiye tarafından da onaylanmıştır. Dünya Bankası bünyesinde kurulmuş olan ICSID’ın yerleşim yeri Washington’dur.

Anlaşmanın amacı, yabancı yatırımcılar ile ev sahibi devlet veya kamu kurum ve kuruluşları arasındaki yatırım uyuşmazlıklarından doğan uyuşmazlıkların uzlaştırılması ve tahkimi için olanak sağlamaktır.

ICSID Anlaşması, uyuşmazlıkların çözümü noktasında özel bir kurumsal tahkim usulü öngörmüştür. Tahkim, bu anlaşma ile kurulmuş olan Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözümü için Uluslararası Merkez tarafından yönetilecektir.  Kural olarak taraflar davayı karara bağlayacak olan hakemleri seçmekte özgürdürler. Baş hakem de tarafların seçtiği hakemler tarafından belirlenmektedir. Merkez, herhangi bir taraf hakemini seçemez veya taraflar baş hakemin seçiminde anlaşamazlarsa hakem mahkemesinin oluşturulmasına müdahil olmaktadır.

Anlaşmanın 25. maddesine göre Merkezin yargılama yetkisi, Akit ülkeler (ya da onları oluşturan alt birimler ya da ülke tarafından merkeze atanmış temsilciler) ile anlaşmazlık durumuyla ilgili yazılı onayını Merkeze sunmuş diğer Akit devlet vatandaşları arasında yatırımlardan kaynaklanan hukukî uyuşmazlıkları kapsamaktadır. Yani ICSID tahkimine başvuru konu ve taraflar itibariyle sınırlıdır.

Bir uyuşmazlığın ICSID tahkimine götürülmesi için öncelikle bazı özellikleri haiz olması gerekir. Bunlardan ilki taraflar arasında ICSID tahkimine gitme konusunda yazılı bir anlaşmanın bulunması şartıdır. İkincisi uyuşmazlık ICSID Konvansiyonuna taraf bir devlet ve diğer bir akit devletin vatandaşı arasında ortaya çıkmış olmalıdır. Son şart ise uyuşmazlığın yatırımdan kaynaklanan bir hukuki uyuşmazlık yani bir yatırım uyuşmazlığı olmasıdır. Bu şartlardan herhangi birinin eksik olması durumunda dava ICSID ‘e götürülemeyecektir.

ICSID Anlaşması devletler veya devletlerin alt birimleri ile diğer devlet vatandaşı gerçek ve tüzel kişiler arasında ortaya çıkan yatırım uyuşmazlıklarını kapsamaktadır.

Merkezin yargı yetkisini kullanabilmesi için aralarında yatırım ihtilafı ortaya çıkan ev sahibi devlet ile yabancı yatırımcının mensup olduğu devlet arasında Anlaşmanın yürürlükte olması yeterli değildir. Ayrıca her bir somut uyuşmazlıkta yabancı yatırımcı ile ev sahibi devlet veya devletin alt birimleri arasında merkezin yetkisini öngören karşılıklı özel bir anlaşmanın bulunması gerekir.

Merkez uyuşmazlıkları doğrudan çözen bir mahkeme değildir.  Merkezin görevi ihtilafların çözümü noktasında teknik ve idari kolaylıklar sağlamaktır.

Burada ayrıca belirtilmelidir ki ICSID’e yetki tanıyan anlaşmalar ikili anlaşmalar ile sınırlı olmayıp bazı çok taraflı anlaşmalarda da merkezin yargı yetkisi kabul edilmiştir. Bununla ilgili en tipik anlaşma Türkiye’nin de taraf olduğu Enerji Şartı Anlaşması’dır. Anlaşmanın 26. maddesine göre yatırımcının tercihine bağlı olarak yatırım uyuşmazlıkları ICSID’e götürülebilir.

ICSID tahkimi, onu ticari tahkimden ayıran çok önemli bir niteliği haizdir. ICSID tahkiminde kamu yararının söz konusu olduğu durumlarda, tahkim anlaşmasına taraf olmayan üçüncü kişiler davaya müdahil olabilmektedir. Bunun örneği Methanéx davası olarak bilinen davadır. Kaliforniya eyaleti, Kanada’da yerleşik Methanex şirketinin ürettiği MTBE maddesinin suya karıştığı ve toplum sağlığını tehlikeye düşürdüğü gerekçesiyle 2002 yılında maddenin kullanılmasına yasak getirmiştir. Yatırımcı şirket bu yasağa karşı Kaliforniya eyaletinin çevre korumayla ilgili yeterli koruyucu önlem almadığını ve yasağın haksız olduğunu iddia etmiştir. Şirket, anılan yasağın, yatırım üzerinde ileri derecede olumsuz etki yarattığını belirtmiştir ve bu sebeplerle 1 milyar ABD Doları tutarında tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

Sivil toplum örgütlerinin davaya müdahil olarak katılmasına izin verilmiştir. Bu sebeple, tahkim anlaşmasına taraf olmayan üçüncü kişilerin davaya müdahil olması anlamında karar, örnek teşkil etmektedir

ICSID tahkiminde bir diğer önemli husus ise uyuşmazlıkları çözümü noktasında uygulanacak hukukun belirlenmesi meselesidir. Anlaşmanın 42. Maddesi, hakem heyetinin esasa uygulayacağı hukuk ile ilgili bir düzenleme yapmıştır.

42 maddeye göre Heyet, anlaşmazlığı taraflarca üzerinde anlaşılacak hukuk kuralları çerçevesinde halledecektir. Anlaşma sağlanamaması halinde Heyet anlaşmazlığa taraf olan Akit ülkenin hukukunun (onun kanunlar ihtilafı kuralları da dahil) ve Milletlerarası Hukukun uvgulanabilir kurallarını uygulayacaktır. Esasında Anlaşma, taraflar herhangi bir hukuk seçiminde bulunmamışlarsa devletler ve özel kişiler arasındaki akitlerde, akit devletin hukukunun uygulanacağı yönünde bir anlayış benimsemiştir. 

Hakem Kararlarına Karşı İtiraz

Anlaşmanın 53. maddesine göre “karar, tarafları bağlayıcı olacak, mahalli mahkemeler nezdinde daha üst bir makama götürülmeyecek veya bu sözleşmede öngörülenler dışında bir çözüme konu olmayacaktır.” Maddeden de anlaşıldığı gibi ulusal mahkemelerde hakem kararlarına karşı iptal davası açılamaz. ICSID anlaşmasına göre, karara karşı itiraz Merkeze yapılacaktır.

Anlaşma, hakem heyetince verilen kararlara karşı belirli bazı itiraz sebepleri öngörmüştür.  Bu sebepler sınırlı sayıdadır. Bu sebeplerden birinin varlığının ispatlanması durumunda hakem kararı iptal edilir.

ICSID anlaşmasına göre, karara karşı itiraz yolları Anlaşmanın öngördüğü usuller çerçevesinde Merkez nezdinde kullanılacaktır. Anlaşmanın 52. maddesine göre taraflardan biri aşağıdaki hallerden birini veya bazılarını öne sürerek, Genel Sekreterliğe yazılı başvuru ile kararın geçersiz kılınmasını isteyebilir. Bunlar:

a) Heyetin uygun bir şekilde oluşturulmadığı,

b) Heyetin yetkisini aştığı,

c) Heyet üyelerinden birinin rüşvet aldığı,

d) Mahkemenin temel kurallarından ciddî bir sapma olduğu,

e) Kararın dayandığı gerekçeleri belirtmediği,

sebepleri ileri sürülerek karara karşı iptal isteminde bulunulabilir. Bu iptal isteminin, kararın verilmesinden itibaren 120 gün içinde ileri sürülmesi şartı söz konusudur.

Bu tür bir iptal talebi ulaştığında, Başkan(Dünya Bankası Başkanı ve aynı zamanda İdari Konsey Başkanı) Hakem Panelinden 3 kişiyi ad hoc Komiteye atar. Bu Ad Hoc Komite, hakem listesinden tarafların vatandaşlığına yabancı hakemlerden oluşur. Komite talebi inceler, sebeplerden biri veya birkaçının varlığını tespit ederse kararın tümünü veya bir parçasını iptal eder. Kararın tamamı iptal edilirse taraflardan birinin talebi üzerine uyuşmazlık için yeni hakem heyeti oluşturulur.       

Kararların İcrası

Anlaşmanın 54. maddesine göre her üye ülke bu sözleşmeye uygun olarak verilmiş her kararı bağlayıcı kabul edecek ve kararın parasal yükümlülüklerini kendi sınırları içerisinde kendi Devletinin mahkemesinin nihaî bir kararı gibi yerine getirecektir. Bu kararlar akit devletlerde mahalli mahkeme kararları gibi icra edilecektir.

Anlaşmanın 54. maddesine göre Konvansiyona taraf olan devletler tahkim mahkemesi tarafından verilen kararlarla doğrudan bağlı olmayı kabul etmişlerdir. Akit devletler, bu kararları kendi ülkelerinde kendi mahkemelerinde verilmiş nihai kararlar gibi icra edeceklerdir.

ICSID hakem kararları hakkında herhangi bir tanıma veya tenfiz kararı verilmesine gerek yoktur. Bu kararlar, Türk hukukunda ve Türk mahkemeleri nezdinde de Türk mahkeme kararı niteliğindedir. Buna uygun olarak anlaşmanın 53. maddesine göre karar,  tarafları bağlayıcı olacak, mahalli mahkemeler nezdinde daha üst bir makama götürülmeyecek veya bu sözleşmede öngörülenler dışında bir çözüme konu olmayacaktır. Taraflar, bu sözleşme hükümlerine göre kararın yürütülmesi durdurulmadıkça karara uyacaklar ve hükümlerini yerine getireceklerdir.

İcra için ICSID kararının onaylı bir suretinin ilgili makam veya mahkemelere sunulmuş olması yeterlidir.  Anlaşmanın 54. maddesine göre bir âkit ülkenin sınırları içerisinde tenfiz talebinde bulunan taraf, âkit devletin bu amaçla atayacağı uygun bir mahkeme veya otoriteye Genel Sekreterce onaylanmış kararın bir örneğini sunacaktır.

Ekonomik gelişme için uluslararası işbirliği ve uluslararası yatırımların rolü göz önüne alındığında ICSID, yatırımlarla ilişkili olarak ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların çözümü noktasın büyük bir adımdır. Bu anlamda ICSID, yatırımcıların yatırımlarını daha güvenli ve istikrarlı bir zeminde ilerletmesine olanak sağlarken gelişmekte ve kalkınmakta olan ülkeler için ekonomik ilerlemenin önemli bir parçasını teşkil eden yatırımlarla bu ülkeler için de önemli bir anlaşma niteliğini haiz olmuştur.

Telefon Et
Mail At