Nafaka, kişilerin bakmakla yükümlü olduğu kişilere mahkeme yoluyla hüküm altına alınarak bağlanan aylıktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’da Yoksulluk Nafakası, Tedbir Nafakası, İştirak Nafakası, Yardım Nafakası olmak üzere 4 çeşit nafaka düzenlemesi vardır. Nafaka talebi boşanma davası ile birlikte istenebileceği gibi ayrı bir davanın da konusu olabilir. Ancak boşanma davasından sonra açılacak nafaka davası hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresine tabiidir. Bu hususta yardım nafakası ayrı bir düzenlemeye tabi olup aşağıda detaylı açıklanmıştır.
Yoksulluk nafakası
Yoksulluk nafakası eşlerden birinin boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek olması halinde taraflardan birinin talebi ile hüküm altına alınabilir. Eşlerden biri lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için yoksulluğa düşme şartının yanında talep eden eşin kusursuz ya da daha az kusurlu olması ve ödeyecek eşin mali gücü ile orantılı olması gerekmektedir.
Taleple bağlılık ilkesine ilişkin Yargıtay kararı aşağıda sunulmaktadır.
T.C.YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ (E. 2019/4494 K. 2019/8456 T. 10.9.2019)
“ÖZET: 1- Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen tarafların kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan vakıalarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmekle, bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı erkek ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın, boşanma sonucu eşin maddi desteğinden yoksun kalacaktır. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Bu durumda tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, hakkaniyet kuralları gözetilerek davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3- Hakim, taleple bağlı olup fazlaya karar veremez (HMK m.26). Açıklanan sebeplerle bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde ve talep aşılarak aylık 200 TL yoksulluk nafakası ile ortak çocuklardan her biri yararına aylık 150'şer tedbir ve aylık 200'er iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”
Yoksulluk nafakasına hükmedildikten sonra tarafların sosyo-ekonomik durumları, ihtiyaçları vb. değişiklikler halinde nafakanın artırılması ya da düşürülmesi ve hatta kaldırılmasına ilişkin dava açılabilir. Lehine yoksulluk nafakası hükmedilen yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin ölümü halinde ise nafaka kendiliğinden sona erer.
Tedbir Nafakası
Boşanma davası öncesinde ya da boşanma davası sırasında taraflardan biri lehine tedbir nafakasına hükmedilebilmektedir. Boşanma davası açılmadan önce tedbir nafakasına hükmedilebilmesi için birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanmalıdır.
Konuya ilişkin Yargıtay kararı aşağıda sunulmaktadır.
YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ (E. 2005/14028 K. 2005/14140 T. 20.12.2005)
ÖZET: Boşanma davası açılmaksızın davalının evlilik birliği gereklerini yerine getirmediği ileri sürülerek eş ve müşterek küçük çocuk için tedbir nafakası isteminde bulunulmuştur. Ayrıca açılmış işbu davada, nafaka miktarı kamu düzenine ilişkin bir husus olmayıp, hakimin takdir yetkisinin bulunması da anlaşma ile nafaka miktarını belirlemelerine engel değildir. Ayrıca davacının anlaşmaya rağmen bu davayı açıp sürdürmesinde de hukuki yararı vardır. Nitekim davalının kabulünde olan nafakayı ödememesi halinde, elinde mahkemece ilam bulunmayan davacının alacağını tahsil etme imkanı olmayacaktır. O halde davalının nafaka miktarına ilişkin kabulü geçerli olup, mahkemece kabul doğrultusunda hüküm kurulması gerekir.
Boşanma davası sırasında da ara karar ile tedbir nafakasına hükmedilmesi mümkündür. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır. Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (resen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır. Takdir edilen tedbir nafakası, açılan boşanma davası kapsamında alınan geçici nitelikteki bir önlem olarak hâkim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadığı takdirde boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi ile kendiliğinden sona erer. Dava süresince önemli ve sürekli bir değişiklik olduğunda eşin birinin başvurusu üzerine nafakanın miktarı uyarlanabilir.
İştirak Nafakası
İştirak nafakası velayeti kendine verilen eşe, diğer eş tarafından ödenmek üzere ergin olmamış çocuk lehine desen hükmedilebilecek bir nafakadır. Bu nafaka çeşidi müşterek çocuğa ait bir hak olup, boşanma davası sırasında velayet kendisine verilen anne veya baba iştirak nafakası talebinde bulunamayacağını beyan etmiş olsa bile velayet kendisine verilen eş, boşanmanın kesinleşmesinden hemen sonra iştirak nafakası talebinde bulunabilir. Çocuğun bu hakkından vazgeçilemez. Evlilik dışı doğan çocuk lehine de iştirak nafakası talebinde bulunulabilir. İştirak nafakası çocuk ergin olmasına rağmen eğitimi devam ediyorsa eğitimi tamamlanıncaya kadar devam eder. Değişen şartlara uyarlama açısından artırım davası açmak mümkündür.
Reşit olan çocuğun iştirak nafakası ayrı bir davaya gerek kalmaksızın kalkar.
Nafaka artırım davasına ilişkin Yargıtay kararı aşağıda sunulmaktadır.
YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ (E. 2016/4481 K. 2016/8685 T. 1.6.2016)
ÖZET: Dava, iştirak nafakasının artırılması talebine ilişkindir.
Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 1,5 yıldan fazla süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır.
Müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak uygun bir artış miktarına hükmedilmelidir.
Yardım Nafakası
Yardım Nafakası birlikte yaşayıp yaşamamalarına bakmaksızın kan hısımlarının birbirlerine yardım etme yükümlülüklerini korumak için düzenlen olup yoksulluğa düşecek alt soy, üst soy ve kardeşlere talep halinde dava tarihinden itibaren bağlanan nafaka türüdür.
Yardım nafakası bağlanabilmesi için talep eden taraf nafakanın olmaması halinde yoksulluğa düşecek olmalı, üst soy alt soy ya da kardeş olmalı, nafaka ödeyecek kişinin bir geliri olmalıdır. Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. Aynı sırada birden çok nafaka yükümlüsü varsa ödenecek nafaka güçleri oranında paylaştırılır. Altsoy üstsoy hısımlarında ödeme gücünün bulunması yeterliyken kardeş hısımlar ise refah içinde bulunmalarına bağlıdır.
Konı ile ilgili Yargıtay Kararı aşağıda sunulmaktadır.
T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ (E. 2012/17987 K. 2012/22454 T. 1.11.2012)
ÖZET: Dava, yardım nafakası istemidir. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Somut olayda, davacı her ne kadar açıköğretim fakültesinde eğitimine devam ediyor ise de aynı zamanda asgari ücret düzeyinde maaşla çalışmakta, davalı ise emekli maaşı almaktadır. Bu durumda davacının yardım nafakasından yararlanmasına olanak bulunmamaktadır. Davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir.