İPTAL DAVALARI

İdari işlem, idarenin yetkisini ve kamu gücünü kullanarak yaptığı, tek yanlı, icrai, resen icra edilebilir, yazılı, karine olarak iptal edilene kadar hukuka uygun, yargısal denetime tabii işlemdir.

İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönleri ile hukuka uygun olmalıdır. Bu yönlerden biri ile hukuka aykırı olan idari işlemin iptali mümkündür. Ancak idari yargı, yerindelik denetimi yasağına aykırı bir şekilde ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde karar veremez.

İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/2). İptal davası ile idari işlemin hukuka uygunluğunu sağlanır.

Dava Açma Süresi

İdari işlemin iptali için genel dava açma süresi Danıştay ve İdare Mahkemesi’nde açılacak davalarda 60 gün vergi mahkemelerinde ise 30 gündür. Kanunda özel bir düzenleme yoksa Dava açma süresi işlemin ilgilisine yazılı olarak tebliğ edilmesinden başlar.

İptal Davasına Konu Edilebilecek İşlemler 

İşlem kamu tarafından yapılmış olmalıdır.

Kamu hizmetini yürütmek gayesi ile gerçekleştirilmelidir.

Kesin ve icrai olmalıdır.

Dava Açma Ehliyeti

İptal davası açabilmek için kişinin idari işlem ile arasında hukuken korunan ya da korunmaya değer bir ilginin olması, kişinin hukuki durumunu etkilemesi ve güncel olması gerekmektedir.

Bunun yanında idari işlemin tüm toplumu ilgilendirmesi halinde dava açma ehliyetinin menfaati ihlal şartı daha geniş yorumlanmaktadır. Kamu yararını ilgilendiren konularda daha geniş bir kitle dava açma ehliyetine sahiptir. Danıştay, toplumun tümünü veya belli kesimlerini ilgilendiren konularda menfaati ihlal edilen kişiler ile birlikte meslek kuruluşları, odalar, barolar dernekler vb. kuruluşların da iptal davası açma ehliyetine sahip olduğunu yerleşik içtihat haline getirmişti.

Kolektif idari işlemlerde de muhalif kalan üyeler tutacağa geçirilmek kaydıyla iptal davası açabilmektedir.

Dilekçenin Unsurları

İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Dilekçelerde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi, vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar, vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, gösterilmelidir.

Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir.

Görevden Red

Çözümlenmesi Danıştay’ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.

Yürütmeyi Durdurma

Danıştay’da veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.

Kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.

Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.

Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdarî veya Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hâkim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir (İYUK m.27/7).

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No:2019/254 Karar No: 2019/323

Vergi dairelerinin, beyanların düzeltilmesine yönelik müeyyideli yazıları üzerine, ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannameleri üzerinden yapılan vergi tarhiyatlarına ve cezalara karşı açılan davaların esası incelenmeden reddedilmeleri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan bireysel başvurular üzerine Anayasa Mahkemesi, 27/02/2019 tarih ve B.No:2015/15100 sayılı kararıyla; başvurucuların mülkiyet haklarına müdahale teşkil eden vergilendirme işlemlerinin yargı yoluyla denetlenebilmesi imkanına sahip olamadıkları, dolayısıyla derece mahkemelerinin 213 sayılı Kanunun 378. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen hukuk kuralını, düzeltme beyannamesine ihtirazi kayıt konulmasının dava açma hakkı vermeyeceği şeklinde yorumlamasının -sürecin bütününe bakıldığında- başvurucuların, müdahelenin hukuka aykırı olduğuna yönelik iddia ve itirazlarını etkin bir biçimde sunamaması sonucuna yol açtığı, buna göre somut olayda mülkiyet hakkının öngördüğü usul güvencelerinin sağlanamamasından dolayı müdahalenin başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği, mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı amacı arasında olması gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşıldığı, başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu gerekçesiyle Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere vergi mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Olayda, davalı idarenin beyanlarının düzeltilmesine ilişkin müeyyideli yazılarına istinaden davacı tarafından verilen düzeltme beyannamelerine konan ihtirazi kaydın dava açma hakkı vereceği yönünde Mahkemece yapılan değerlendirme yukarıda değinilen Anayasa Mahkemesi kararında ortaya konulan ilkelere uygundur. Bu nedenle, temyize konu kararın ihtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk eden katma değer vergileri, hesaplanan gecikme faizleri ile kesilen vergi ziyaı cezalarına karşı dava açılabileceği yolundaki ısrar hükmü Kurulumuzca uygun bulunmuş olup dilekçede ileri sürülen iddialar kararın bu yönden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Vergi mahkemesinin kararı, düzeltme beyannamelerine konulan ihtirazi kaydın, süresinden sonra verilen beyanname üzerine tahakkuk eden vergiye dava açılmasına olanak sağlayan bir çekince olarak kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle bozulduğundan, kararın tahakkuk eden vergiler, hesaplanan gecikme faizleri ve kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin temyiz incelemesi yapılmamış olup, bu incelemenin Kurulumuzca değil, ilk derece yargı yerince verilen kararları temyizen incelemekle görevli vergi dava dairesince yapılması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1- Davalı idarenin temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden REDDİNE,

2- İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin, 23/10/2018 tarih ve E:2018/1364, K:2018/2523 sayılı kararının, tahakkuk eden vergiler, hesaplanan gecikme faizleri ve kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrası temyizen incelenmek üzere dosyanın Danıştay Üçüncü Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

DANIŞTAY İKİNCİ DAİRE Esas No : 2018/4275 Karar No : 2019/2258

Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Davacı tarafından ileri sürülen hususlar, Bölge İdare Mahkemesi kararının davacının daire başkanlığı görevinden alınmasına ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının müfettiş kadrosuna atanması hakkındaki işlemin iptaline ilişkin kısmına gelince: Anayasa'nın 128. maddesinde, Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerinin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklı kalmak kaydıyla kanunla düzenleneceği, üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esaslarının da kanunla özel olarak düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Memurların atanması, görev ve yetkileri, aylıkları ve ödenekleri ile diğer özlük işleri, kural olarak 657 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. Bu Kanun, bütün memurlar yönünden genel yasal düzenleme niteliğindedir. Öte yandan, 375 sayılı KHK'nın Ek 18. maddesinde, yönetici kadro veya pozisyonunda görev yapmakta iken görevden alınan veya görev süresi sona eren kamu görevlilerinin hangi kadro veya pozisyona atanacaklarına ilişkin olarak ayrıntılı bir düzenleme yapılmış, anılan maddenin (c) fıkrasının (2) no'lu bendinde, 657 sayılı Kanun'un 36. maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) no'lu bendinde sayılan merkez teşkilatına ait kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arz eden merkez teşkilatına ait kadro veya pozisyonlarda bulunmayanlardan ek göstergesi 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında toplam en az üç yıl görev yapmış olanların, bu kadro veya pozisyonlara atanmaları öngörülmüştür. Bu bağlamda, anılan KHK maddesi ile, ek göstergesi 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında toplam en az üç yıl yöneticilik yapmış olanların, kuruma ait kariyer meslek kadrolarına atanması öngörülmüştür. Hükümdeki kariyer mesleklerden kastın, bu mesleklere girişte bir aşama olan ve belli bir süre ile bulunulan yardımcılık kadroları değil, yardımcılık dönemi sonunda atanılan kadrolar olması gerektiği açıktır. Diğer taraftan, özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen ve belirli bir yetişme Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Davacı tarafından ileri sürülen hususlar, Bölge İdare Mahkemesi kararının davacının daire başkanlığı görevinden alınmasına ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının müfettiş kadrosuna atanması hakkındaki işlemin iptaline ilişkin kısmına gelince: Anayasa'nın 128. maddesinde, Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerinin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklı kalmak kaydıyla kanunla düzenleneceği, üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esaslarının da kanunla özel olarak düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Memurların atanması, görev ve yetkileri, aylıkları ve ödenekleri ile diğer özlük işleri, kural olarak 657 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. Bu Kanun, bütün memurlar yönünden genel yasal düzenleme niteliğindedir. Öte yandan, 375 sayılı KHK'nın Ek 18. maddesinde, yönetici kadro veya pozisyonunda görev yapmakta iken görevden alınan veya görev süresi sona eren kamu görevlilerinin hangi kadro veya pozisyona atanacaklarına ilişkin olarak ayrıntılı bir düzenleme yapılmış, anılan maddenin (c) fıkrasının (2) no'lu bendinde, 657 sayılı Kanun'un 36. maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) no'lu bendinde sayılan merkez teşkilatına ait kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arz eden merkez teşkilatına ait kadro veya pozisyonlarda bulunmayanlardan ek göstergesi 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında toplam en az üç yıl görev yapmış olanların, bu kadro veya pozisyonlara atanmaları öngörülmüştür. Bu bağlamda, anılan KHK maddesi ile, ek göstergesi 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında toplam en az üç yıl yöneticilik yapmış olanların, kuruma ait kariyer meslek kadrolarına atanması öngörülmüştür. Hükümdeki kariyer mesleklerden kastın, bu mesleklere girişte bir aşama olan ve belli bir süre ile bulunulan yardımcılık kadroları değil, yardımcılık dönemi sonunda atanılan kadrolar olması gerektiği açıktır. Diğer taraftan, özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen ve belirli bir yetişme programı sonrası yeterlik sınavına tabi tutulan kariyer mesleklerde yardımcılık kadroları, ilk defa kariyer mesleklere alınacakların yetiştirilmeleri ve mesleğe hazırlanmaları için asgari üç yıl çalışılan, asıl kariyer meslek kadrolarına atanılıncaya kadar bulunulan kadrolardır. Bu yetişme dönemi sonunda ilgili mevzuat uyarınca asıl kadrolara atanma hakkını elde eden personel müfettişlik ve uzmanlık kadrolarına, edemeyen personel ise memur kadrolarına atanmaktadır. Bu durumda, ek göstergesi 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında toplam en az üç yıl görev yapmış olanların, görevden alınmalarına veya görev sürelerinin sona ermesine müteakip yardımcılık kadrolarına atanmaları halinde, 657 sayılı Kanun'un 76. maddesinin, kurumların, kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurlarını bulundukları kadro derecelerine eşit veya daha üst diğer kadrolara naklen atayabilecekleri yolundaki amir hükmü hilafına, memur kadrolarına atanmaları gerekebilecektir. Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, madde kapsamına giren yöneticilik kadrolarında en az üç yıl görev yaptıktan sonra görevden alınan ve daha önce 657 sayılı Kanun'un 36. maddesinin ilgili fıkralarında belirtilen kadrolarda bulunmamış personelin müfettiş veya uzman kadrolarına atanmaları gerekmektedir. Bu durumda, davalı idare bünyesinde üç yıldan daha uzun bir süre ek göstergesi 3600 olan kadroda görev yapmış olan davacının, özel yasal düzenleme uyarınca, müfettiş kadrosuna atanmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir

Açıklanan nedenlerle;

Davacının TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN REDDİNE,

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 03/10/2018 günlü, E:2018/1512, K:2018/1366 sayılı kararının, davacının daire başkanlığı görevinden alınmasına ilişkin kısmının ONANMASINA,

Davacının TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN KABULÜNE,

Anılan kararın, davacının müfettiş kadrosuna atanması hakkındaki işlemin iptaline ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 6545 sayılı Kanun'la değişik 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Telefon Et
Mail At