SÖZLEŞMELER HUKUKU

Sözleşme tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin açıklanmasıyla kurulan hukuki ilişkidir. Anayasa tarafından güvence altına alınmış bir haktır.

Genel olarak yazılılık şekil şartı aranmadığı hallerde sözlü olarak iradelerin ulaştığı andan itibaren taraflar arasında hukuki ilişkinin kurulduğu kabul edilmektedir.

İrade açıklamasının açık ya da örtülü olarak yapılması da mümkün ve geçerlidir.

Sözleşmenin kurulmuş sayılabilmesi için dikkat edilen en önemli husus tarafların sözleşmenin esaslı noktalarında anlaşma sağlamış olmaları halidir. Tali noktalarda anlaşma sağlanmamış olması sözleşmenin kurulmuş sayılmasına engel değildir.

Sözleşmelerin geçerliliği aksi kanunen öngörülmedikçe hiçbir şekil şartına bağlı değildir. Ancak kanun koyucu tarafından herhangi bir sözleşme türü için şekil şartı konulmuşsa bu, o sözleşmenin geçerlilik şartı halini alır ve şart sağlanmadığı takdirde sözleşme kurulmuş sayılmaz.

Kanunda yazılı olarak yapılması zorunlu olarak öngörülen sözleşmelerin değişikliklerinin de yazılı olarak yapılması gerekir. Kanun koyucunun kurulması için öngördüğü şekil şartına sözleşmenin değiştirilmesinde ve sona erdirilmesinde de uyulması gerekir.

Borçlar Kanunu’muzun 13. maddesinde kanun koyucu sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümlerin yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmedeki değişikliklerin de yazılı yapılması gerektiğine ilişkin kurala istisna olarak düzenlemiştir.

Yazılı şekil şartı öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunlu tutulmuş, alacaklı tarafın imzasının bulunması şart konulmamıştır.

Güvenli elektronik imza ile de imzalanabilen yazılı sözleşmelerin yanı sıra imzalı mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olması kaydıyla faks ve buna benzer iletişim araçları ile gönderilip saklanabilen metinlerin de yazılı şekil şartını sağladığı kabul edilmiştir.

İmzanın el yazısı dışında güvenli elektronik imzayla atılması mümkün olduğu gibi örf ve adete göre başka şekilde atılmasının kabul edildiği hallerde ve birden çok sayıda kıymetli evrakın imzalandığı hallerde el yazısı dışında başka bir aletle atılması geçerli sayılmaktadır.

Görme engellilerin attıkları imzaları geçerlidir. Sadece görme engelli kişinin talep etmesi halinde imza işleminde şahit aranır.

Kanun koyucu imza yerine geçen işaretleri de düzenlemiştir. Bunlar, parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanılmak suretiyle oluşturulan işaretlerdir.

Sözleşmenin geçerlilik şekline kanun koyucu dışında taraflar da ayrıca karar verebilirler. Ancak bu durumda sözleşmenin geçerlilik şeklinin kanun koyucu tarafından emredici şekilde düzenlenmemiş olması şarttır.

Taraflar aralarında düzenlenecek sözleşmeye ilişkin geçerlilik şekli kararlaştırdıklarında artık şekle ilişkin kuralları her iki taraf açısından da bağlayıcı olacaktır.

Sözleşmeler hukukunda önemli bir konu da herhangi bir yazılı belge içeriğinde bir kimsenin bir borcu tanıması halidir. Bu durumda kişinin herhangi bir gerekçeye bağlamaksızın borcu tanımış olması yeterli ve geçerlidir. Borçlar Kanunu’muzda bu husus 18. maddede “Borç Tanıması” olarak düzenlenmiştir.

Sözleşmeler hukukunun diğer önemli konusu sözleşmenin yorumlanmasıdır. Taraflar sıklıkla sözleşmede yer alan maddelerin yorumlanmasında uyuşmazlığa düşmekte ve ifa aşamasında zorluklar yaşamaktadır.

Sözleşmede yer alan maddelerin yorumlanmasında gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Yanlışlıkla ya da kötü niyetle gizledikleri veya bildirmedikleri iradeleri esas alınarak sözleşmenin içeriği, konusu, türü belirlenemez.

Borçlu olan bir kişi, yazılı şekilde borcu tanıdığını gösteren bir belge düzenledikten sonra aslında bu beyanın muvazaalı olarak doldurulduğunu üçüncü kişiye karşı ileri süremez.

Günümüzde gerek ticari gerek özel gerekse kamu alanında kullanılan birden fazla ve farklı sözleşme çeşidi bulunmaktadır.

Sözleşmelerin değerlendirilmesinde öncelikle türünün belirlenmesi önemli olup, uygulanacak kanunun ve diğer mevzuatın doğru belirlenmesini sağlar.

Milletlerarası Özel Hukukta da farklı türde sözleşmeler kabul edilmiştir.

5718 sayılı MÖHUK sözleşmelere uygulanacak hukuk konusunda genel bağlama kuralının yanı sıra bazı özel sözleşme türleri yönünden özel bağlama kurallarını benimsemiştir.

Günlük yaşamda ve ticari hayatta en sık karşılaştığımız sözleşme türlerinden bazıları:

-Abonelik Sözleşmesi

-İş Sözleşmesi

-Kira Sözleşmesi

-Alım satım sözleşmesi

-Ödünç sözleşmesi

-Hizmet sözleşmesi

-Ortaklık sözleşmesi

-Şirket ana sözleşmesi

-Vekalet sözleşmesi

-Kat karşılığı inşaat sözleşmesi

-Yapım onarım sözleşmesi

-Taşıma sözleşmesi

-Sigorta sözleşmesi

-Miras sözleşmesi

-Evlilik sözleşmesi

-Acentelik sözleşmesi

-Komisyon sözleşmesi

-Danışmanlık sözleşmesi

-Tüketici sözleşmesi

-Mesafeli satış sözleşmesi

-Fikri ve Sınai haklar sözleşmesi

-Franchise sözleşmesi

-Leasing sözleşmesi

-Kredi sözleşmesi

-Kredi kefalet sözleşmesi

-Tur sözleşmesi

-Yatırım sözleşmesi

-Navlun sözleşmesi

-Eser sözleşmesi

-Ölünceye kadar bakma sözleşmesi

-Cari hesap sözleşmesi

-İşletmenin devri sözleşmesi

-İbra sözleşmesi

-İş akdinin feshi mutabakatı

-Tahkim sözleşmesi

-Rekabet yasağı sözleşmesi

-Garanti sözleşmesi

-Kefalet sözleşmesi

-Ödünç sözleşmesi

-Emanet sözleşmesi

-Rödovans sözleşmesi

-Akreditif sözleşmesi

-İpotek sözleşmesi

-Konut kredisi sözleşmesi

-Tüketici kredisi sözleşmesi

-Portföy yönetim sözleşmesi

-Futbol transfer sözleşmesi

-Lisans sözleşmesi

-Sponsorluk sözleşmesi

-Temlik sözleşmesi

-İmtiyaz sözleşmesi

Her bir sözleşmenin tabi olacağı özel mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekte olup spesifik hallerde farklı sözleşme çeşitlerinin aynı olayda bir arada bulunması hali de mümkündür. Bu durumlarda sözleşmenin yorumu ve değerlendirmesinde hükümler açısından ayrıca inceleme ve yorum yapılması gerekir.

Telefon Et
Hemen Yaz
Mail At
content