İş sözleşmesinin sona ermesiyle, tarafların sözleşmeden kaynaklanan sorumlulukları da bitmektedir. İşçinin çalışması sırasında öğrendiği bilgiler iş akdinin bitmesinden sonra işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Bu nedenden dolayı işveren tarafından, işçinin rakip bir işverenin yanında veya işçinin kendisinin kurduğu rakip işletmede çalışması engellenebilmektedir. Bu duruma rekabet yasağı denmektedir. Rekabet yasağı TBK 444/1'de düzenlenmiştir. Rekabet etmeme sözleşmesi kurulabilmesi için öncelikle mevcut bir iş sözleşmesi olması gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararında “rekabet etme yasağı sözleşmesinin, taraflar arasındaki iş sözleşmesinden  önce imzalandığı, TBK 444. madde gereğince geçerli bir rekabet etme yasağı sözleşmesinden söz edebilmek için taraflar arasında mevcut bir iş akdinin olması gerektiği, taraflar arasında iş akdi olmadan imzalanan rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin batıl olduğuna” demiştir. (2018/400 E. , 2019/5585 K.)

Anayasa’nın 48. maddesi çalışma ve sözleşme özgürlüğünü düzenlemiştir. Borçlar Kanunu m. 444 ve devamında düzenlenen maddelerde rekabet yasağı ile çalışma ve sözleşme özgürlüğünün arasında denge kurulmaya çalışılmıştır. Rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükümlerinde şüpheye düşülürse işçi lehine karar verilir. “Sözleşmenin konusunu belirlemekte özgürseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Rekabet yasağına ilişkin sözleşme maddesine bakıldığında, işçi için getirilen sınırlama Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olup, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersizdir.” (11. HD 2019/2050 E. , 2020/5916 K.)

Rekabet yasağına ilişkin sözleşme geçerli sayılabilmesi için yazılı yapılması gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce; “Mahkemece; rekabet etmeme borcunun ancak iş sözleşmesi taraflarının açıkça kararlaştırmaları halinde ortaya çıktığı ve rekabet yasağının adi yazılı şekilde yapılmış olması geçerlilik şartı olduğu, taraflar arasında düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin bir kayıt bulunmadığı haksız rekabetin şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.” (2017/2636 E.  ,  2019/124 K.)

Rekabet yasağının koşullarına değinilecek olursa öncelikle işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati bulunmalıdır. İşçinin müşteri çevresi veya üretim sırlarına haiz olması gerekmekte ve bunların kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararında “Davalıların dava konusu haksız rekabet sözleşmesini zor şart altında imzaladığı, orantılı edim olmadığı, haksız rekabet yaratacak bilgi ya da sırların nakline imkan tanındığının tespit edilemediği gerekçesiyle rekabet yasağı sözleşmesi batıldır.” demiştir. (2017/745 E. , 2018/6432 K.) İşçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi gerekmektedir. Rekabet yasağı TBK m. 445/1 uyarınca özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. İşçinin işletmede yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili işlerde rekabet yasağı getirilebilir. Yargıtay’ın bu yöndeki kararına göre “Rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir.”(9.HD 24.12.2009, 26954/36971)

Borçlar Kanunu m.446/1 rekabet yasağına aykırı davranış sonucunda ne olacağını düzenlemiştir. Buna göre işçi, aykırı davranırsa işverenin uğradığı zararları gidermekle yükümlüdür. Aynı maddenin ikinci fıkrası işçinin cezai şart olarak kararlaştırılan miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabileceği olanağı getirilmiştir. Yasağa aykırı davranış ceza koşuluna bağlanmışsa işçi bu miktarı ödeyerek de rekabet yasağına tabi olmaktan kurtulabilir.

Telefon Et
Mail At