+90 850 644 84 59
info@mermerogluhukuk.com
ULUSLARARASI TİCARET HUKUKU
ULUSLARARASI TİCARET HUKUKU
Öğretide uluslararası ticaret hukukunun kapsamı hakkında çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. Ancak genel bir tanımlama yapılmak gerekirse uluslararası ticaret hukukunu birden fazla ülkeye ait unsur barındıran ticaret ilişkisine uygulanacak normlar bütünü şeklinde tanımlayabiliriz.
Dünya üzerindeki ülke sayısının çokluğu ve ticaretin tarihsel gelişimi bir arada değerlendirildiğinde uluslararası ticaretin gün geçtikçe artan hacminin şaşırtıcı olmadığı kolaylıkla anlaşılır. Bu durum her geçen gün yeni ticaret sistemlerin doğuşunu sağladığı gibi uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak yeni sistem ve normlara olan ihtiyacı da arttırmaktadır.
Uluslararası ticaret belirli koşullar altında ülkelerin refah seviyesini arttıran ve ülke ekonomilerinin olmazsa olmaz yapı taşları arasındadır. Sınırlı kaynakların, sınırsız çeşitte ürüne çevrilmesi ülkeler arası ticaretin gelişmesiyle hız kazanmıştır.
Genel olarak bakıldığında ülkelerin çok uzun zamandan beri uluslararası ticarette uygulanacak hukuk normlarını yeknesaklaştırmaya çalıştıkları, ülkelerin yerel mevzuat farklılıklarının uluslararası ticaretin gelişmesinin önünde duran bir engel olmaktan çıkarılması için komisyonlar, kurullar ve hatta kurumlar oluşturdukları görülmektedir.
Uluslararası ticaret hukukunda kullanılagelen kuralların tamamı sistemin etkin, hızlı ve adil çalışmasını sağlamaya yöneliktir.
Taraflar arasındaki ticaret hukukuna ait ilişkinin uluslararası nitelik taşıdığının tespiti için birden fazla ülkeye ait unsurları içerip içermediğine bakılır. Örneğin bir sözleşmede hiçbir uluslararası unsur bulunmuyorsa yani sadece tek bir ülkeyle ilişkili ise bu sözleşmenin uluslararası sözleşme olduğundan bahsedilemeyecektir.
Diğer yandan uluslararası ticarette milli hukuklar yerine uluslararası nitelikte yeknesak hukuk kuralları uygulanılması zarureti devletlerin bir araya gelerek uygulanagelen kuralları bir araya getirme ve milli hukukların da bu kurallara uyumlanmasını sağlama amacı ile oluşumlar kurmalarını sağlamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti olarak tarafı olduğumuz “Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG)”  Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Komisyonu tarafından (UNCITRAL) hazırlanan ve 11 Nisan 1980 tarihinde kabul edilen anlaşmadır.
CISG farklı coğrafyalarda 89 ülkenin taraf olduğu ve uluslararası ticarette satım hukukuna ilişkin önemli bir hukuki düzenlemedir.Öğretide CISG için ticaretin dili de denilmektedir.Hem Kara Avrupası Hukuku hem de Anglo Sakson Hukuku mümkün olduğunca CISG ‘ye kaynak olmuştur. Hazırlanışında karşılaştırmalı hukuk metodlarından yararlanılmıştır.
Satım hukukuna ilişkin kurallar her ülkenin yerel mevzuatında birbiriyle tamamen aynı olmasa da genel itibariyle benzemektedir.
CISG’nin ama amacı tarafların yapacakları uluslararası ticaretten maksimum faydayı sağlamaları ve ticaretin sürekliliğinin korunmasıdır.İşlem maliyetlerinin en aza indirilmesi devletler arası ticari ilişkilerin ne nihayetinde dostluğun da gelişmesine katkı sağlayacaktır.
CISG sözleşme özgürlüğü ilkesini destekler.
Bazı yerel hukuklarda yapılan düzenlemelerde CISG’den esinlenilmiştir.Almanya, Çin Halk Cumhuriyeti örnek verilebilir.
Türkiye Cumhuriyeti’nde 1 Ağustos 2011’de onaylanarak yürürlüğe giren CISG iç hukukumuzun bir parçasıdır.
INCOTERMS Milletlerarası Ticaret Odası tarafından ilk kez 1936’da yayınlanmış ve süreçte pek çok değişikliğe uğrayarak revize edilmiş genel olarak taşıma masraflarına ve sigorta masraflarına katlanılmasına ilişkin tarafların yükümlülüklerini düzenleyen, hasara kimin katlanacağına, hasarın intikaline, gümrük vergisi ve harçların  hangi tarafça karşılanacağına dair düzenlemeler içerir.
ICC MODEL CONTRACT COMMERCIAL AGENCY başkası adına iş yapmayı meslek edinmiş acentelerin uluslararası ticarette aracılık faaliyetinden dolayı hak edecekleri ücret ve diğer menfaatlere ilişkin olarak hazırlanmıştır.
Acente esasında bir vekil olarak ticari işletmeyi temsil eder ve işletme adına belirli bir bölgede veya belirli bir müşteri grubuna karşı ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde sürekli olarak aracılık eder.   
Acente sadece tek bir ticari işletmeyi temsil etmek yükümlülüğünde değildir. Temsil ettiği işletmeden bağımsız olarak farklı müvekkillerle iş ilişkisine girebilir.
Uluslararası ticarette acentelerin önemi büyüktür. İhracatçının kendi çalışanı olmadığı hallerde yurtdışında yerleşik bir temsilcinin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler aracılığıyla yurtdışındaki müşterilerle doğrudan ilişkiye geçebilmektedir.
Acente müvekkili için müşteri çevresi oluşturur.Simsar ile acente bu yönüyle de birbirinden ayrılır. Simsar ile işletme sahibi müvekkil arasında geçici, acente ile müvekkil arasında sürekli bir ilişki kurulur.Ayrıca simsarın temsilcilik görevi yoktur. Yapacağı tek şey tarafları sözleşme akdetmek üzere bir araya getirmektir.
Tek satıcı ile acente arasında da fark vardır.Tek satıcı ticari işletmenin mallarını kendi adına ve hesabına satarken acente satışa aracılık yapar veya ticari işletme nam ve hesabına sözleşme akdeder.
Acente pazarlamacıdan da farklıdır.Çünkü acente bağımsız hareket ederken pazarlamacı ticari işletmeye bağımlıdır.
Acentelik sözleşmesinin tarihine baktığımızda ilk olarak Alman Ticaret Kanununda 1897 yılında ele alındığını görürüz.İsviçre Ticaret Kanununda ise 1949 yılında düzenlenmiştir.İsviçre  hukukunda Borçlar Kanununda, İtalya hukukunda Medeni Kanunda düzenlenen acentelik Türk hukukunda Ticaret Kanununda yer alır.
Acentelik sözleşmeleri de kendi içinde ayrıma tabidir.Komisyoncu, dükrüvar, alt acente ve confirming house olarak adlandırılmaktadır.
Özellikle confirming house, uluslararası ticarette yurtdışındaki müşterilerden sipariş alan ihracatçı için önemli bir garantidir. Confirming house ihracatçıya yurtdışından gelen siparişin doğruluğunu teyit eder.Sözleşmenin gereği gibi akdedilmesini, ifasını ve alıcının ödeme gücünü garanti eder.
Milletlerarası Mal Satımında Acentelik Hakkında Antlaşma da UNIDROIT tarafından geliştirilmiştir.Ancak imzalayan 9 devlet tarafından dahi yürürlüğe konulmamıştır.
Milletlerarası nitelikteki tek satıcılık sözleşmelerinde kural olarak tek satıcının ülke hukukunun uygulanacağını belirtmekte yarar vardır.Dolayısıyla yabancılık unsuru taşıyan tek satıcılık sözleşmelerinde her ne kadar sözleşme serbestisi ilkesi mevcut olsa da tek satıcının tabi olduğu ülke hukukunun kamu düzeni ve doğrudan uygulanan kurallarının tespiti önem taşır.
Tek satıcı yoluyla yapılan pazarlamanın ihracatçılara cazip gelmesindeki en önemli faktör yeterince iyi tanınmayan pazarda belirli bir satış yapma garantisi karşılığında ihracatçının daha az riske girmesi oluşturur.
Tek satıcının almakla yükümlü olduğu mal miktarı dönemlere göre sözleşmede açıkça belirlenir.
Mal miktarının belirlenmesinde taraflar arasında uyuşmazlık olması halinde miktarı hakim hakkaniyet ve dürüstlük kurallarına uygun olarak belirleyecektir.
Tek satıcının malın anlaşılan bölgedeki sürümünü arttırma yükümü de bulunur.Dolayısıyla tek satıcının bu amaca hizmet edebilecek nitelikte satış yerine ve yeteri kadar personele sahip olması gerekir.
Ayrıca tek satıcının müşterilere karşı satış sonrası hizmet verme yükümlülüğü de mevcuttur. Bu yükümlülük kaynağını satıcı ile tek satıcı arasında yapılan tek satıcılık sözleşmesinden alır.
Franchise sözleşmeleri de uluslararası ticarette sıklıkla karşılaştığımız sözleşme biçimidir. Franchise sözleşmesi, sürekli bir borç ilişkisi kuran, franchise verenin kendisine ait üretim,işletme ve pazarlama sistemini oluşturan fikri ve sınai unsurlar hakkında kullanma hakkı yani lisans tanıyarak franchise alanı kendi işletme organizasyonuna dahil ettiği ve sürekli desteklemek borcu altına girdiği, franchise alanın da franchise verenin sistemine dahil mal ve hizmeti kendi nam ve hesabına yapmayı, desteklemeyi ve franchise verene belirli bir ücret ödemeyi yükümlendiği sözleşme türüdür.
Franchise alan marka, işletme adı, know-how gibi birçok imtiyaz hakkını kullanır.
Franchising kavramının çıkışı 19. Yüzyılın sonlarıdır.Önce otonobil, petrol ve alkolsüz içecek sektöründe ABD’de gelişen sistem ilk ortaya çıktığında tek satıcılık sistemini andırıyordu.
Günümüzde uluslararası pazarda büyüme hedefi olan ve gelişmiş sistemlere sahip güçlü şirketler franchise sistemi ile piyasaya daha az zaman ve para harcayarak rekabet avantajı ile girme imkanı elde ederler.
Franchise sözleşmesinin lisans sözleşmesinden, tek satıcılık sözleşmesinden,acentelik sözleşmesinden, satış sözleşmesinden farkları bulunur.
Karma bir sözleşme niteliğinde olan franchise sözleşmesi esasında çerçeve bir sözleşmedir.Kendi içinde farklı sözleşmelere ilişkin unsurları barındırır.Acentelik sözleşmesine nazaran franchise veren franchise alana çok daha fazla talimat verir.Buna karşın yine de franchise alan kendi ad ve hesabına çalışan bağımsız bir tacirdir.
Türk Hukukunda franchise sözleşmelerinin yazılı yapılma zorunluluğu yoktur.Fransız hukukunda da yazılılık şekil şartı yoktur ancak franchise verenin franchise alan tarafa kendisine, dağtıım ağına,sözleşmeye ilişkin belirli bilgileri sözleşmenin imzalanmasından en az yirmi gün önce iletmek yükümündedir.
Uluslararası ticarette franchise sözleşmelerinde taraflar sözleşmeye uygulanacak hukuku serbestçe kararlaştırabilirler. Eğer taraflar arasında yazılı bir anlaşma yapılmamış ve uygulanacak hukuk belirlenmemişse karakteristik edim borçlusu olan franchise alanın bulunduğu ülke mevzuatı sözleşmeye uygulanacaktır.
 Franchise veren dilerse aynı ülkede birden fazla franchise alan ile çalışabilir ve aralarında uygun gördüğünü master franchise olarak belirleyebilir.Master franchise franchise veren adına ülkede franchise sözleşmesi imzalamaya yetkilendirilebilir.
Uygulamada master franchise belirlenmesi franchise verene pek çok fayda sağlar ve genellikle master franchise tarafın alt franchise taraflar ile ne şekilde anlaşma yapacağı, franchise bedellerinin ne şekilde paylaşılacağı yazılır.
Franchise alanın ücret ödeme, sürümü arttırma, fikri ve sınai unsurları kullanma, talimatlara uyma, sadakat ve özen gösterme, rekabet etmeme, sır saklama, bilgi verme, bizzat ifa ile yükümlüdür.
Bir diğer sıklıkla karşılaşılan sözleşme türü lisans sözleşmesidir.Bir fikri veya sınai hakkın tamamının veya bir kısmının hak sahibi tarafından kullanımının belli bir ücret karşılığı belirli bir süre için bir başkasına devredilmesi lisans sözleşmesinin genel tanımıdır.Know-how, marka,patent, faydalı model, teknik bilgi gibi gayri maddi haklar sözleşme konusu edilebilir.
İsviçre hukukunda lisans sözleşmelerinin kendiliğinden şekil şartına tabi olmadığı kabul edilir.Türk hukukunda ise sınai mülkiyet hakkına ilişkin hukuki işlemler yazılı şekle tabidir.Alman hukukunda da şekil şartı düzenlenmemiştir.
Uluslararası ticarette kullanılan lisans sözleşmelerinde yabancılık unsuru bulunur.Ancak taraflar sözleşmeye uygulanacak hukuku seçmekte serbesttir. Taraflar uygulanacak hukuku belirlemediklerinde kural olarak lisans verenin edimi uygulanacak hukuku belirler. Ayrıca örneğin patent sözleşmelerinde hakkın tescil edildiği hukuk uygulanacak hukuk olarak kabul edilir.
MÖHUK madde 28/2 gereğince ise tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde sözleşmeden doğan ilişkiye, fikri mülkiyet hakkını veya onun kullanımını devreden tarafın sözleşmenin kuruluşu sırasındaki işyeri, bulunmadığı takdirde, mutad meskeni hukuku uygulanır. Ancak halin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşme bu hukuka tabi olur.
Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 101. maddesi ortak pazara dahil ülkelerde akdedilecek lisans sözleşmeleri yönünden tarafların AB rekabet mevzuatına uymakla yükümlü olduğunu belirtir.Taraflarca yapılan sözleşme AB rekabet mevzuatına aykırı ise kendiliğinden geçersiz kabul edilir.
Uluslararası ticaret hukukunda bilinmesi gereken bir diğer husus da ödemelere ilişkin kurallardır.
Bilindiği üzere ödeme çeşitleri akreditif, vesaik mukabili ödeme, mal mukabili ödeme ve peşin ödemedir.
ICC tarafından akreditifli ödeme şekline ilişkin UCP 600 sayılı broşürü yayınlamıştır. Elektronik ibraz için de UCP 600’e ek yayın yayınlanmıştır.
Taraflar aralarındaki ilişkinin UCP 600 ‘e bağlı olmasını istediklerinde bunu mutlaka akreditif metnine eklemiş olmalıdır.Aksi halde mahkeme re’sen gözetmeyecektir.
DOCDEX ve Belgeli Vesikalara İlişkin Uyuşmazlık Çözüm Uzmanlığı Kuralları ICC tarafından hazırlanmış ve ihtilafların çözülmesi amacıyla yayınlanmıştır.
Akreditif türleri dönülebilir,dönülemez, görüldüğünde ödenen, poliçeli, ödenmesi ertelenmiş, kırmızı kayıtlı, yeşil kayıtlı, garanti akreditifi,karşılıklı akreditif olarak kendi içinde türlere ayrılır.
Dünya Ticaret Örgütü de uluslararası ticaretin kurallarını düzenlemek amacıyla kurulmuş uluslararası kuruluştur.
Dünya Ticaret Örgütünün mallar, fikri mülkiyet hakları ve hizmetlerle ilgili pek çok anlaşması mevcuttur.Anlaşmazlıkları çözmek amacıyla ortak prosedürler belirler.
GATS Uluslararası hizmet ticaretine ilişkin kurallar içerir.TRIPS ise ticaretle bağlantılı fikri mülkiyet haklarına ilişkin olarak akdedilmiştir.
Uluslararası ticarette çok taraflı ve iki taraflı anlaşmaların önemi büyüktür.Özellikle yabancı yatırımlarda birden fazla hukuk düzeninin dahil olduğu uyuşmazlıklarla ve sözleşmelerle karşılaşılmaktadır.