+90 850 644 84 59
info@mermerogluhukuk.com
TENFİZ
TENFİZ
Tenfiz, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin ilamların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde icra edilebilmesi için izlenilmesi gereken usul yoludur. Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir.
 
Yabancı mahkeme kararının tarafı olan kişi bu kararın Türkiye’de icrasını sağlamak istediği takdirde görevli ve yetkili Türk Mahkemesi’ne başvurarak karşı taraf aleyhine tenfiz davası ikame etmek zorundadır.
 
Tenfize ilişkin usul hükümleri genel itibariyle ikili ve çok taraflı uluslararası sözleşmelerde, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukukunun Uygulanmasına Daire Kanunumuzda düzenlenmiştir. İstisnai bazı hallerde tenfize ilişkin özel hükümlerin yer aldığı Kanunlara örnek olarak Nüfus Hizmetleri Kanunumuzu ve Türk Ticaret Kanunumuzu verebiliriz.
 
Türk Ticaret Kanunumuzun 1360. maddesinde deniz alacağına dair ihtiyati haciz kararı vermiş olan Türk Mahkemesinin aynı alacağa dair yabancı mahkeme tarafından verilen ilamın tenfizini incelemeye de yetkili olmasını şarta bağlamıştır.
 
Tenfiz yolu yabancı mahkeme ilamının sadece kesin delil ya da kesin hüküm olarak tanınmasının yeterli olmadığı hallerde başvurulması gereken bir yoldur. Aksi durumda tanınma da taraflar açısından hukuken sonuç doğuracaktır. İflas masasına yabancı mahkeme kararından doğan alacağını kaydettirmek isteyen alacaklının yabancı mahkeme kararının tenfizine dair karar almasına gerek olmayıp, tanıma kararı alması yeterlidir.
 
Tenfiz yargılamasının sonucunda Türk Mahkemesi tarafından verilecek hüküm ile yabancı mahkeme kararına Türk Mahkemesi tarafından verilmiş karar statüsü kazandırılır.
 
Tenfiz sonucunda verilecek karara karşı kanun yoluna başvuru hakkı mevcuttur.
 
Tenfiz için aranan şartlar nelerdir?
 
Görevli Mahkeme
Tenfiz davalarını inceleme görevi Asliye Hukuk Mahkemelerine verilmiştir. Ancak tanıma davalarında olduğu gibi burada da Aile Hukukuna ilişkin davalara Aile Mahkemelerinde, Ticaret Hukukuna dair davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülecektir.
 
Yetkili Mahkeme
Tenfiz davalarında yetkili mahkeme belirlenirken MÖHUK madde 51/2 uygulanacaktır. Buna göre ; Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.
 
Kimler tenfiz talep edebilir?
 
MÖHUK madde 52/1 ‘e göre kararın tenfiz edilmesinde hukuki yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir.
 
Davacının tenfiz dilekçesinde kararın tenfiz edilmesinde hukuki yararının olduğunu ispat etmesi gerekir.
 
Tenfiz dava dilekçesine eklenmesi gereken belgeler nelerdir?
 
  • Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi.
  • İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.
 
Yargıtay emsal kararlarında dava açılırken eksik bırakılan kesinleşme şerhi ya da örneğin dava aşamasında tamamlanabileceğine hükmetmektedir.
 
Kısmi tenfiz talebi mümkün müdür?
 
MÖHUK madde 52/1-c uyarınca yabancı mahkeme hükmünün yalnızca bir kısmı tenfiz davası konusu edilebilecektir. Bu halde davacının dava dilekçesinde açıkça bu hususu belirtmiş olması gerekir.
 
Tenfiz davasının kabul edilmesi için aranan şartlar nelerdir?
MÖHUK madde 54’te tenfiz şartları başlığı altında sıralanan koşullar şunlardır:
 
  • Türkiye Cumhuriyeti ile tenfize konu ilamın verildiği ülke arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşmalarının bulunması ya da yabancı ülkenin yerel mevzuatında Türk mahkemelerince verilen ilamların tenfizini mümkün kılan kanun hükmünün ya da fiili uygulamanın bulunması,
  • İlamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.
  • O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.
 
 
 
Tenfiz yargılamasında basit yargılama usulü uygulanır. Dava açıldıktan sonra karşı tarafa dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tensip zaptı tebliğ edilir.
Kanun koyucu hasımsız ve çekişmesiz yabancı mahkeme kararlarında tebliğ yapılmayacağını düzenlemiştir.
            Yargıtay emsal kararlarında tenfize konu edilen yabancı mahkeme kararının Türk Hukukuna göre adli bir karar statüsünde olmasını aramaktadır.
Her ne kadar adli kararların tenfiz edilebileceği belirtilmiş ise de, davacı tarafça tenfizi talep edilen karar ihtar usulüne göre verilmiş olduğundan Türk Hukuku’na göre adli bir karar olarak kabul edilemez. İhtar usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesi, kamu düzenine aykırıdır. YARGITAY 19. Hukuk Dairesi         2018/3154 E.  ,  2020/455 K.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri de yabancı mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediği  ya da diğer tenfiz şartlarına ilişkin olarak hangi mevzuatın uygulanması gerektiğidir.
Yargıtay bu konu hakkında “MÖHUK’nın 54/ç maddesinde düzenlenen hususlar için gözetilmesi gereken hukuk, tenfiz kararı verecek yer mahkemesinin usule ilişkin hükümleri değil, tenfize konu kararın verildiği ülke kanunlarıdır.” Şeklinde karar vermiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir başka kararında “Türkiye’de bulunan bir muhataba, 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi’nin 10. maddesi gereğince doğrudan posta yoluyla yurtdışından tebligat yapılması mümkün değildir.
MÖHUK’nın 50. maddesi gereğince tenfizinin ön şartları arasında yabancı
 mahkemelerde verilen kararın o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olması aranmaktadır. Tenfize konu kararın kesinleşmesi ise usulüne uygun şekilde tebligatın yapılması ile mümkün olmaktadır. 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi’nin 10. maddesine konulan çekince nedeniyle Türkiye’de bulunan muhataba doğrudan posta yoluyla tebligat yapılması usulsüz olduğundan ve anılan Sözleşme’ye taraf olan bir devlet tarafından Türkiye’de bulunan muhataba doğrudan posta yoluyla kararın tebliğ edilmesi o devlet kanunlarına göre kararın kesinleşmesini engellemektedir.” demekle tebligata ilişkin koşulların incelenmesinde taraf olunan uluslararası sözleşmelerin ve yerel mevzuatın değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
 
Yine tenfiz davasında davalıya tanınan itiraz hakkının konusunu savunma hakkının yabanı mahkeme yargılaması sırasında ihlal edildiği iddiası oluşturabilir.
Çünkü MÖHUK madde 54/ç gereğince tenfiz kararı verilebilmesi için davalının savunma hakkının ihlal edilmemiş olması gerekir. Fakat Türk Mahkemesi bu hususu re’sen gözetmeyecek , ancak davalı tarafından itiraz olarak ileri sürülürse değerlendirme konusu edebilecektir.
“MÖHUK’nın 54/ç maddesi gereğince, kendisine karşı tenfiz istenen kişi, mahkemeye o yer kanunlarına göre usulüne uygun olarak çağrılmamış yani davet edilmemiş veya uygun çağrı yapılmadığı ya da yapıldığı hâlde temsil edilmemiş veyahut da o yer kanunlarına aykırı olarak kararın gıyabında veya yokluğunda verilmiş, olması hâllerinde ilgilinin tenfize karşı Türk mahkemesinde itiraz etmesi üzerine yabancı mahkeme kararının tenfizi mümkün olmayacaktır.”
Son olarak belirtmekte yarar olduğu üzere ABD Yabancı Eyalet Mahkemesi tarafından verilen bir kararın Türk Mahkemelerinde tenfizine karar verilebilmesi için Yargıtay mütekabiliyet esasını değerlendirirken yabancı mahkemenin bulunduğu eyalet ile Türkiye arasında mahkeme kararlarının tenfizi yönünde fiilen bir karşılıklılık bulunup bulunmadığını da gözetmektedir.
 
Tenfiz mahkemesi hakimi yabancı mahkeme kararının esasını inceleyebilir mi?
Tenfiz hâkimince, yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Tenfiz hâkiminin, tenfiz şartları dışında, ilamın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır.