+90 850 644 84 59
info@mermerogluhukuk.com
ÇİFTE VERGİLENDİRMENİN ÖNLENMESİ
Devletlerin maliye politikalarının belirlenmesinde vergiler çok önemli yer tutar. Vergilemenin eşit ve adil olması gerek ülke içinde gerekse uluslararası ilişkilerde pozitif durum oluşturur.
Gelişen uluslararası ticarette çok uluslu şirket sayısının ve pazar payının artışı, ithalat ve ihracat işlemlerinin sayı ve kapasite olarak geldiği seviye, yabancı yatırım finans modellerinin ve kaynaklarının denizaşırı ölçekte aldığı mesafe Devletleri, vergilendirme mevzuatlarında uluslararası şirketler ve yatırımcıları kendi ülkelerine çekebilmek İÇİN devletler arasındaki vergilendirme politikalarındaki farklılıklar sebebiyle girişimcilerin uğradıkları zararların giderilmesi ve karşılıklı ticaret hacminin geliştirilmesi amacıyla çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmalarını düzenlemeye itmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar 85 ülke ile Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması imzalamıştır.
Çifte vergilendirme aynı vergi konusunun hem doğduğu hem de mükellefin mukim olduğu devletlerde birden fazla kez ve aynı dönemler içinde vergilendirme konusu edilmesi halidir. Her ne kadar çifte vergilendirme olarak adlandırılsa da mükellefin ikiden daha fazla devlet tarafından veya daha fazla kez vergilendirmeye tabi tutulması mümkün olup bu durumlar da çifte vergilendirme kapsamına girmektedir.
Çifte vergilendirme sorunu mükellefiyetin tam olarak belirlenemediği durumlarda devletlerin yerel mevzuat farklılıkları dolayısıyla mükellef yönünden daha büyük zarar doğurabilmektedir.
Çifte vergilendirmenin önlenmesine ilişkin ikili anlaşmaların arttırılması çalışmaları 1921 yılında Milletler Cemiyeti tarafından yürütülmeye başlanmış, ilk tavsiye kararı ise 1955’te OECC tarafından alınmıştır. 1956 yılında tüm devletlerin benzer kurallar içeren taslak bir metin üzerinde anlaşmalarının önemine binaen Mali Komite tarafından OECD ülkeleri için çifte vergilendirmenin önlenmesine ilişkin taslak anlaşma metni üzerinde çalışmalar başlatılmıştır.
1963’te Taslak Anlaşma , 1977’de Model Anlaşma ve Yorumları üzerinde revizyonlar gerçekleştirilmiş, güncellemeler yapılmıştır.
OECD üye ülkeleri büyük çoğunlukla model anlaşma metnine bağlı kalmışlardır. Model Anlaşmanın mahiyeti gereği etkisinin OECD ülkeleri ile sınırlı kalmadığı ve OECD üyesi olmayan ülkelerdeki çalışmalarda dahi değerlendirmeye alındığını söylemek mümkündür.
Anlaşma, taraf Devletlerden birinin veya her ikisinin mukimi olan bütün kişilere uygulanır .
Model Anlaşmada çifte vergilendirmenin önlenilmesi için iki farklı yol benimsenmiştir. Biri istisna diğeri ise mahsup yöntemidir.
Bir Akit Devlet teşebbüsüne ait kazanç, söz konusu teşebbüs diğer Akit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir.
Deniz, iç su yolu ve hava taşımacılığı ayrı bir madde altında düzenlenmiş ve etkin yönetim merkezi kıstas alınmıştır.
Bazı gelir ve servet unsurları bağlamında münhasır vergilendirme hakkı taraf Devletlerden birine verilir. Böylece, diğer taraf Devletin söz konusu unsurları vergilendirmesi engellenir ve çifte vergilendirme önlenmiş olur.
Bunun yanı sıra vergi ayrımcılığının önlenmesi, çifte vergilendirmenin önlenmesine ve Anlaşmanın yorumlanmasından kaynaklanan anlaşmazlıkların çözülmesine yönelik bir karşılıklı anlaşma usulünün tesis edilmesi, taraf  Devletlerin vergi makamları arasında bilgi değişimi, taraf Devletlerin birbirlerinin vergilerinin tahsilatında yardımlaşması, diplomatik temsilcilerin ve konsolosluk memurlarının vergi işlemlerinin uluslararası hukuka uygun olarak muamele görmesi, Anlaşmanın bölgesel genişlemesi prensipleri korunur.
Maddelere eklenen taraf Devlet yetkilileri tarafından hazırlanan yorumlar özellikle uyuşmazlıkların çözümünde büyük yarar sağlamakta ve bağlayıcı olmaktadır.
OECD Mali İşler Komitesi çok taraflı bir uluslararası anlaşmadan ziyade ikili anlaşmaların çifte vergilendirmenin önlenmesi konusunda daha faydalı ve uygulanabilir olduğu kanaatini taşımaktadır.Bu kanının haklılığını farklı basamaklı ve oranlı vergi sistemlerinin yanı sıra mükellefiyet tesisinde benimsenen kriterler açısından çok çeşitli vergi sistemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları gösterebiliriz.
Her ne kadar çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmaları imzalansa da yerel mevzuatta vergilendirme basamakları, vergi afları ve kavramsal farklılıklar çok uluslu şirketler yönünden sorunlara yol açabilmektedir.
Örneğin , Türkiye’de, 05.12.2019 kabul tarihli 7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile gelir vergisi sistemine yeni bir basamak eklenmiştir. Söz konusu değişiklikle 500.000 TL ve üzerinde gelir elde edenler için %40 oranının uygulanmasına karar verilmiştir. Medeni hale göre gelir vergisinde ayrım yapılan federal Almanya’da 2019 yılında yapılan değişiklikle gelir vergisine yeni bir basamak daha eklenmiştir. Böylece dört basamaklı yapıya geçen Almanya’da “ dayanışma vergisi” adı altında %5.5 oranında vergi tahsil edilmektedir.
Federal yapıda olan ABD’de federal yönetimin ve eyalet uygulamalarının farklılaştığını görürüz. 2020 yılı için en yüksek gelir vergisi oranının %37 olduğu ABD’de federal hükümet vergi gelirlerinin üçte ikisini, eyalet ve belediyeler ise kalan üçte birlik kısmı toplamaktadır.
Gelir ve ücret kavramlarının vergilendirmede farklı değerlendirildiği Avusturya’da ise çifte vergilendirmenin önlenmesi amacıyla ikamet yeri Avusturya olmasına rağmen sınır ötesi çalışanlara özel hükümler uygulanmakta ve bu kişilerin gelirlerinin tamamı Avusturya’da vergilendirilmektedir.
1 Ocak 2016’dan itibaren yeni bir vergilendirme basamağı ekleyen Avustruya’da 1 milyon Avro üzeri gelir elde edenler için artan oranlı sistemde en yüksek oran %55’e çıkarılmıştır.
Diğer bazı ülkelerden de bahsetmek gerekirse, Slovenya orta gelir basamağına tekabül eden gelirlerde vergi oranını düşürmüş, İspanya ise en üst vergi diliminde yer alan oranda indirime gitmiştir.
Türkiye’de cinsiyete ya da medeni duruma göre farklılaşan vergi oranları uygulanmamaktadır. Ancak Almanya’daki medeni hale dair farklı uygulamaya Malta’da rastlayabileceğimiz gibi İsrail’de kadın –erkek cinsiyet ayrımının vergilendirmede ölçüt olarak kullanıldığını belirtmekte yarar vardır.
Özellikle çok uluslu şirketlerin kar dağıtımı, gayri maddi hakların transferi veya kiralanması işlemlerinde çifte vergilendirmenin önlenmesine dair anlaşmalar çok büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca gayri maddi hakların vergi mükellefiyeti açısından sahiplik durumunun belirlenmesinde de uluslararası alanda sorunlarla karşılaşılmaktadır.
Bir diğer vergilendirmede karşılaşılan sorun da garantiye ilişkindir.Özellikle uluslararası muhasebe ve raporlama standartlarına konu edilen garanti hizmetlerine ilişkin yerel mevzuatlarda farklı düzenlemeler uyuşmazlık konusu edilmektedir.
Çifte vergilendirmenin önlenmesi konusu gündeme getirildiğinde vergi cenneti olarak adlandırılan vergilemenin, bilgi paylaşımının , şeffaflığın olmadığı ya da düşük düzeyde olduğu ülkelerden de bahsedilmesinde yarar vardır.Türkiye vergi cenneti olarak adlandırılan ülkelerdeki hukuki ve cezai yaptırım yetersizliği karşısında önlem olarak  zararlı vergi rekabeti uygulayan ülkelerde yerleşik kurumlara yapılan her türlü ödeme üzerinden %30 oranında vergi kesintisi yapılmasını  öngörmüştür.(Kurumlar Vergisi Kanunu madde 30/7)
25.02.2020 tarihinde yürürlüğe giren 2151 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 2007/12888 sayılı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Bakanlar Kurulu Kararında değişiklik yapılarak çok uluslu işletmelere, belgelendirme konusunda ek yükümlülükler getirilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti 2020 yılından itibaren transfer fiyatlandırması risk değerlendirmesi ile matrah aşındırılması ve kâr aktarımına ilişkin diğer risklerin değerlendirilmesi ve ekonomik-istatiksel analiz amaçlarıyla Ülke Bazlı Raporlama sistemine geçiş yapmış bulunmaktadır. Mükelleflerce düzenlenen ve bölgesel anlamda önemli verilere sahip olacak Ülke Bazlı Raporlar, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar kapsamında karşılıklı olarak diğer ülke vergi idareleri ile paylaşılabilecektir.
Ülke Bazlı Rapor, raporlanan hesap döneminden bir önceki hesap döneminin konsolide finansal tablolarına göre toplam konsolide grup geliri 750 milyon Avro ve üzerinde olan çok uluslu işletmeler grubunun Türkiye’de mukim nihai ana işletmesi veya vekil işletmesi tarafından hazırlanır ve elektronik ortamda İdareye sunulur.